|
|
Uçar Ufuk Turu'nda Öğrencilerle Buluştu |
» 15.10.2008 Saat: 10:15
|
|
Fatih Üniversitesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Mustafa Şeref AKIN ile Avrupa İnsan Kaynakları Danışmanlık Şirketi'nin Kurucusu ve Lojistik uzmanı Mehmet Süha UÇAR, Ufuk turu çerçevesinde Özel Otlukbeli Hacı Ali Akın Liseli gençlerle buluştular.
Özel Otlukbeli Hacı Ali Akın Lisesinin bu haftaki ufuk turu misafirleri Mehmet Süha Uçar ve Yrd.Doç.Dr. Mustafa Şeref AKIN hakkında bilgi veren ufuk turu kulübü öğretmeni Alaaddin Balamaz öğrencilerimizin ufkunu açmak için büyük bir fırsat olan bu çalışmalarımızı yıl boyunca yayacağız diyerek konuşmacılar hakkında bilgi verdi. M.Süha Tanık’ı “Kısa ve uzun süreli olmak üzere 20 yurtdışı eğitimine katılan, 20 yıl özel sektörde üst düzey yöneticilik ve danışmanlık görevinin yanı sıra bir çok şirketin de yönetim ve icra kurulu üyeliklerinde bulunan UÇAR'ın insan kaynakları ve lojistik alanında 300 civarında da makale ve muhtelif yazıları bulunmaktadır. Yurtiçi ve yurtdışında 200 e yakın eğitim ve konferans veren UÇAR, İzmit Yuvacık Mehmet Suha Uçar Lojistik Anadolu Meslek Lisesi’nin yapımını da üstlenerek eğitime katkı sağlamıştır. Yrd.Doç.Dr. Mustafa Şeref AKIN Fatih Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Kalkınma Ekonomisi, Eğitimin Finansmanı, Türkiye’nin Kurumsallaşma Dereceleri ve Profesyonel Ordu ve Türk Silahlı Kuvvetleri adlı eserleri mevcuttur. Ayrıca hayır kurumlarında yöneticilik ve yönetim kurulu üyeliği yapmaktadır.” şeklinde tanıtarak öğrencilerle baş başa bıraktı.
İlk sözü alan Yrd.Doç.Dr. Mustafa Şeref AKIN başarmak için çalışmak şarttır. Çalışmayı da bilmek lazım. Gece gündüz çalışmak, çalışmak değildir. Yerinde aralar vermek lazım. Çok çalışmak yetmez, bilinçli çalışmanız gerekir. Çok çalışan bir öğrenci, bilinçli çalışmadığında boşu boşuna enerji harcamış olur. BAŞARI" kelimesini bir zincir gibi düşünürsek, bu zincir pek çok halkadan oluşmaktadır. Bu halkalardan birisi koptuğunda zincir de bozulur. Bu zincirin önemli halkalarından biri dersi derste öğrenmektir. Ders anlatılırken dinlememe, farklı şeylerle meşgul olma, konuşma, defter tutmama, başarısızlığa sebep olur. Derste öğrenilmeyen konular daha sonra anlamayacağımız ve bizi daha çok uğraştıracak konular hâline gelir. Yani harcayacağımız güç artınca hem moralimiz bozulur hem de anlama seviyemiz düşer. Bu da başarımızın düşmesi demektir. Aynı iki ormancı hikâyesinde olduğu gibi…
Bir zamanlar bir ormanda iki oduncu ağaç kesiyorlarmış. Birisi sabahları diğerinden çok daha erken kalkıyor, ağaçları kesmeye başlıyor, bir ağacı devirir devirmez hemen ötekini kesmeye başlıyormuş. Dinlenmediği gibi, öğlen yemeği için bile kendine zaman ayırmıyormuş. Akşamları, arkadaşı eve döndükten sonra da çalışmasını sürdürüyormuş. İkincisi ise, ağaç keserken zaman zaman dinleniyor, öğleyin güzelce karnını doyuruyor, akşamüzeri de evine dönüyormuş. Bir süre sonra, ikisi de kestikleri odunları ayrı ayrı dizmeye başlamışlar. Sonuç şaşırtıcıymış: İkinci oduncu, çok çalışan arkadaşından neredeyse iki kat daha fazla odun kesmiş. Çok çalışan hayretler içerisinde: "Nasıl olur, anlamıyorum?" demiş. "Ben senden daha çok çalıştım hâlbuki..." Öteki oduncu, gülümseyerek açıklamış: "Ortada anlaşılmayacak bir şey yok. Doğru sen durmadan çalıştın, ben ise arada oturup dinlendim. Dinlenirken, bir yandan da baltamı biledim. Baltası keskin olunca, insan daha az çabayla daha çok odun kesebiliyor."
Bu iki kişi arasındaki fark, sınıfta dersi dinleyenle dinlemeyen öğrenci arasındaki fark gibidir. Çok çalışmak yerine zamanında ve yerinde çalışmak önemlidir. Dersin içinde öğretmenin öğrettiği ufak çözüm yollarını, dinlemezsek daha sonra tek başımıza çalıştığımızda anlayamayacağımız hâle geliyor.
Dersin iyi bir şekilde anlaşılması için, öğretmeni dikkatli bir şekilde dinlemek ve not almak gerekir. Dersi dikkatli dinleyen öğrenci konuların püf noktalarını bilir.” diyerek öğrencilere başarılar diledi.
M.Süha Tanık becerilerin geliştirilebileceği üzerinde durarak 'bilgi kazanma ve kullanmayı, 'beceri geliştirme'yi, ve 'sorun çözme'yi başarabilen öğrenciler hayatta başarılı olurlar . Bunları başarmak için de kendimizi geliştirmeliyiz. Bugün çok az sayıda kelime ile konuşuyoruz. Kelime hazinemizi de geliştirme durumundayız. Ben 1400 kelime ile konuşuyorum. Günlük hayatta insanlar 100-200 kelime ile konuşmaktalar. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz. Bunun en açık örneği benim. Ben kekeme bir insandım bugün görüyorsunuz konuşmaktan yoruldum. Bütün bunlar gelişmeye açık olduğumuzda yapılamayacak bir şeyin olmadığının bir göstergesidir.” diyerek sözlerini tamamladı.
Öğrenciler çok seminer gördük ama bu semineri unutamayacağız diyerek salondan ayrıldılar.
erzincan24.com // yakup BAKAR
|
|
|
|
|
|
| |
|