
İYİ İNSAN İYİ VATANDAŞ
Hayatın hemen her aşamasında ve hemen her konuda, birtakım olumsuzluklar gündemdedir... Olumsuz tutum ve davranışlar, bencillikler sorun yaratır.. Huzursuz oluruz.. Ama nedense, çoğu kez karşılaştığımız yanlış tutum ve davranışlardan, düzensizliklerden dolayı, hep başkalarını suçlarız.. Görevlileri eleştiririz.. Ama şikayetçi olduğumuz, canımızı sıkan olumsuzluklarda "Acaba kişisel olarak bizimde bir kusurumuz var mı?.." Diye pek düşünmeyiz..
Oysa toplum hayatında, her şeyin düzgün olması, düzenli sürdürülmesinde, en önemli faktör kuşkusuz "İnsan unsurudur." Her birimiz insan olarak " İyi İnsan İyi Vatandaş olabilsek, hiç tereddütsüz yaşam çok daha huzurlu olurdu...
Peki, ama "İyi insan, iyi vatandaş" nasıl olmalıdır? Diye bir soru akla geliyor olmalıdır.. Konunun uzmanlarına göre bu konuda ciltlerle kitap yazmak bile mümkündür... Ama yinede özetle şöyle tarif ediliyor:
"İyi insan yalnız kendisini düşünerek hareket etmez. Kendi istek ve menfaatlerini ön plana almaz.. Aksine, bu Dünyada yalnız olmadığını düşünür.. Yani, başkalarının hakkına, hukukuna saygılıdır.. Yaşantısını, güvenliğini, çalışma ortamını, uzak ve yakın binlerce insanın fedakarlığına, sadakatine, vazife severliğine borçlu olduğunu bilir.. Öteki insanlarla kendi arasında sıkı bağ vardır.. O bağı koparmamak için her fedakarlığı yapacağını sözleriyle, hareketleriyle..
Düşüncesiyle hissettirir.. Kendisi hisseder.. İşte bu hissediş "Sorumluluk Duygusudur." Bu sorumluluk şuuru, bizi tutamayacağımız sözleri vermekten alıkoyar. Ödeyeceğimizden emin olmadığımız borçlara girmemizi önler.. Başkalarını tehlikeye düşürecek tutum ve davranışlardan alıkoyar..
Ünlü terbiyeci Filozof Fr. W. Foerster, "İyi İnsan İyi Vatandaş" adlı kitabında, o insanı böyle tanımlıyor.. Gerçektende insanlar sözü edilen düşünceye, tutum ve davranışlara sahip olsaydı, herhalde insanları sıkıntıya sokan, canını sıkan sorunların hiçbirisi yaşanmazdı.. Kamu hizmetleri her alanda çok daha düzenli olurdu.. Caddemiz, sokağımız, parkımız temiz kalırdı.. İnsanlar çöpleri sokağa atmazdı.. Sosyal ilişkilerde, ekonomik iliş kilerde, kimse kimseyi kandırmazdı.. Bunu aklının köşesinden bile geçirmezdi.. "Dilencilik" denen hastalık bu denli yaygın olmazdı.. Ve herhalde insanlar daha güzel bir Dünyada, daha mutlu yaşamanın yolunu bulmuş olurdu... Yazar: Şefik ARAS Tarih: 2008-07-01
|
|